<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583</id><updated>2012-01-27T08:36:37.391-08:00</updated><category term='emrah altınok'/><category term='müzik'/><category term='sinek sekiz'/><category term='deney'/><category term='dizi'/><category term='bilim'/><category term='seçim'/><category term='internet'/><category term='dergi'/><category term='evrim'/><category term='haber'/><category term='ege kitap günleri'/><category term='dada'/><category term='anı'/><title type='text'>Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ege üniversitesi siir toplulugu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-1768454700598314802</id><published>2011-10-12T11:55:00.000-07:00</published><updated>2011-10-12T12:35:01.187-07:00</updated><title type='text'>Uluma dada kusmukları - 1</title><content type='html'>Herşeyden önce dada İsviçreli bilimadamlarınca geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;Norveçli balıkçıların geleneksel yöntemlerine karşı İsviçreli dadaist bilimadamlarını destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada, dada demektir. dadanın birinci kuralı, dadadan kimseye sözetmemektir.&lt;br /&gt;Bugün bizler -biz gerizekalılar toplumu- toplumu yönetiyorsak- yönetemiyorsak, bunu dadaya borçlu değiliz.&lt;br /&gt;dada deyince dada anlayan aptaldır.&lt;br /&gt;dada deyince dada anlamayan aptaldır.&lt;br /&gt;dada deyince aptal anlayan dadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada kişisel gelişim saçmalıkları basılmış kağıt tomarlarını bir güzel yakar, çünkü dada mastürbasyondan nefret eder bir mastürbasyonisttir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat kelmesi dada için yalnızca sanatı ifade eder. Sanat ise bir dişmacunu markasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümitsizseniz dada sizsiniz. dadasizseniz, iyi bok yiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada Q klavyeden bıkmıştır, ama önüne F klavye koysanız ne bok yiyeceğini bilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada;&lt;br /&gt;tüketim kültürüne, otoriteye, savaşa, holivud filmlerine, devlete, düzene, vatandaşı üzene-düzene, dadaya, nasa'ya, kasaya, tasaya, tanrıya, sanrıya, dadaya, kaday'a, bired pit ancelina coli çiftine, konverse, konverse, dadaya, bağıl not sistemine, antik helen kültürünün pers sanatına etkisine, mühendislik mekaniğine, zeus'un aymazlığına, piyasa sistemine, takas sistemine, ta kast sistemine, dadaya, es es lazyo romaya, brütüse-sezara, nero'ya, rivır pleyte, dadaya, obamaya, bahri babaya,&lt;br /&gt;en önemlisi de dadaya karşı durur.&lt;br /&gt;dada, çarşının karşı olduğu herşeye de karşıdır. Ek olarak çarşı'ya ve Ferhat göçer'e de karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada, kadirli'ye kozan'a karşı adana'nın yanında yer alır.&lt;br /&gt;dahası, dada, Godot'nun gelmesine de karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada yağmurlu bir havada oruç tutmak, resmi toplantılarda insanın kendine yakışanı giymesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avangart hazımsızlığı mı çekiyorsunuz? Sanatın gidişi sizi endişelendiriyor mu? Bir telefonla tüm bu dertlerinizden kurtulabilirsiniz.&lt;br /&gt;-Eskiden bel ağrılarım yüzünden uyuyamazdım. dadayla tanışınca ağrılarımdan eser kalmadı. Teşekkürler dada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DADA: yıka ve çık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık hayatımı özgürce ve dilediğimce yaşıyorum. Çünkü en zor günlerimde dada yanımda.&lt;br /&gt;Sağlıklı gülüşler için DADA. Uzman diş hekimlerinin önerisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada bir megaloideadır, sıcak denizlere inme politikasıdır, bağlık karadağdır,&lt;br /&gt;taşşşşşşşnaksutyundur, kasrışirindir, ferhadileşirindir, hatay'ın ilhakıdır.&lt;br /&gt;dada büyük ortadoğu projesinin bizzat kendisi ve üçüncü eşbaşkanıdır.&lt;br /&gt;DADA, R.C. koladır, saidas'tır.&lt;br /&gt;adolf dassler'e karşı adolf Hynkel'i yeğler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada emekli dul ve yetimin koruyucusu-&lt;br /&gt;değildir. etekli mal ve ketumlar konusunda kararsızdır. beneği bol ve ritimin yanındadır.&lt;br /&gt;sporun ve sporcunun dostudur. Ancak sanattan hiç hazzetmez. onun dostu değil, ayağına gitmeye üşenen doktorudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada, sinemaların kapısında, otomobillerin dışında, yağmurda çamurda, polis copunda, mızaklı ilmihalde, çek defterlerinde ve yazar kasalardadır.&lt;br /&gt;pencereden baktığınızda onu görürsünüz. "peki bu soluduğunuzun hava olduğunu mu sanıyorsunuz?" Hayır. dadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedi alfa.&lt;br /&gt;dada alfa ve omega değildir. alfadan önce omegadan sonradır. Gerekirse kaos ile alfa arasında bulunabilir, öyle gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dört yanı mahmur, dehlizlerle çevrili şiir algısına DADA, torbadan kurayla çekilen, bir yanı anakayaya dayanan algıya ise YARIDADA adı verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dada kek dünyasında tek, üçbüyükler arasında en büyük değildir. dadanın ne kek dünyasıyla ne de üçbülüklerle işi olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AVANGART KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR. DADASIZ KUL OLMAZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAHROLSUN F. GÖÇER, YAŞASIN İSMAİL YURTSEVEN KARDEŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞASIN ALAMANCI ARABESK ÜLKÜSÜ&lt;br /&gt;                                                                      VE BİR GREK TANRISI OLARAK KAOS.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Denge E.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;3 Mart 2009 - Bornova&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-1768454700598314802?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/1768454700598314802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/10/uluma-dada-kusmuklar-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1768454700598314802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1768454700598314802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/10/uluma-dada-kusmuklar-1.html' title='Uluma dada kusmukları - 1'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-5425246688521766441</id><published>2011-08-14T15:11:00.000-07:00</published><updated>2011-08-14T15:17:27.266-07:00</updated><title type='text'>şey derg yakında</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.seyderg.com/wp-content/uploads/nurnbergdugun-e1312153201947.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 600px; height: 199px;" src="http://www.seyderg.com/wp-content/uploads/nurnbergdugun-e1312153201947.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluğumuzdan bazı sevdiğimiz kardeşlerimizin de aralarında bulunduğu, Şey Derg, yayında gibi. Gibi derken ne kastettiğimi görmek için lütfen bağlantıyı tıklayın:          &lt;a href="http://www.seyderg.com/"&gt;Şey Derg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-5425246688521766441?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/5425246688521766441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/08/sey-derg-yaknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/5425246688521766441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/5425246688521766441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/08/sey-derg-yaknda.html' title='şey derg yakında'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-282565382125071179</id><published>2011-06-12T04:25:00.000-07:00</published><updated>2011-06-12T14:41:44.905-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seçim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><title type='text'>Nassı bi dünya lan burası*</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi seçimden bahsetmek yasak falan ama insan dert etmeden duramıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah saat tam 8'de oy vermek üzere kalktım. Gittim oyumu kullandım, vatana millete hayırlı olsun. Diye başlayabilirdi bazı insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün saat 7.50 civarı uyuyakalmışım. 2'de kalktım. Annemin ısrarları üzerine, onun halkçı partisine oy vermek üzere kahvaltımı yapıp çıktım. Eski okulumda girdim sınava. Nostaljik safsatalar falan yaşıyorum. Anneme dedim ki, bak ben ikinci sınıfı bu derslikte okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra girdik oy vermeye, aldık zarfları kaşeleri daladım kabine. Ver allahım ver. Oy pusulası inledi. Ben durur muyum? Bastım kaşeyi pusulaya, doymuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkaten doymadım. Aylardır, onca küfürleşmeden, öyle meşgul edilen gündemden, &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;amp;ArticleID=1052436&amp;amp;Date=11.06.2011&amp;amp;CategoryID=77"&gt;öldürülen muhalif öğretmen&lt;/a&gt;in üzerinden, panzeri dövdükten sonra köşede sıkıştırılıp polisce dövülen ve altı ay işgöremez raporu alan "&lt;a href="http://video.cnnturk.com/2011/haber/6/4/basbakan-o-kadin-kiz-midir-kadin-midir"&gt;kız mıdır, kadın mıdır bilinmez&lt;/a&gt;" insanlardan sonra insan birşey olacak sanıyor. Olmadı. Üç siyasi partiye ve bir bağımsız aday'a bastım kaşemi. Dört (yüz) darbe. Toplam kaç saniye sürdü dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için miydi lan o yaygara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra çıktım, annem bana salak dedi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-282565382125071179?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/282565382125071179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/06/nass-bi-dunya-lan-buras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/282565382125071179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/282565382125071179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/06/nass-bi-dunya-lan-buras.html' title='Nassı bi dünya lan burası*'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-2248746353397609174</id><published>2011-03-20T03:13:00.000-07:00</published><updated>2011-03-20T16:17:24.282-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emrah altınok'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinek sekiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ege kitap günleri'/><title type='text'>Bir toplantının Japoncası</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-DllajUASJw0/TYZxmhpvENI/AAAAAAAAACY/ZpVykkmHbBo/s1600/bir-toplantinin.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl Japon sevgisini aşılamak için Ege Üniversitesi yerleşkesinde düzenlenen Kitap Günleri'nin altıncısı gerçekleştirildi. Aslında "gerçekleşti" lafı biraz fazla çünkü silik bir tezahürden öteye gitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca, azalan verimlerde olduğu gibi, artan ivmeyle azalan bir performans gerçekleştirildi bu Ege Kitap Günleri 6'da. Kültür, Sosyallik işlerinin üniversitedeki candamarı topluluklar olduğundan, toplulukların bu kitap günlerinde düştüğü silik konum bana "n'oluyor lan!" dedirtti. Bunun tartışılması Üniversite ortamında kültür-sanat işlerinin ne denli acıklı bir durumda olduğunu gösteriyor. İlkokuldan beri dünyaca ünlü piyanistlikle itham edilerek pompalanan İdil Biret kapalı gişe konser verirken, Genco Erkal'da salon tam dolmadı. İşin ilginç yanı bu iki kişinin de kitapla bir ilgileri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buralar böyle yeşillikti, bostandı, demek istemezdim ama önceki yıllarda katılımın daha iyi olmasını bir yana bırakalım, bir üslup vardı. Resim Topluluğu'ndan Edebiyat Topluluğu'na, Rock Topluluğu'ndan politik-tarihsel topluluklara kadar birçok söyleşi ve saire düzenlenirdi. Ama severiz ama üzülürüz, İlber Amca'dan Güven Kıraç'a, Zeki Demirkubuz'lardan Banu Avar'lara geniş bir yelpazeden ünlü ünsüz, sanatçı akademik birileri gelir muhabbet-gırgır olupdu. Bu kez güldürmedi. Ege Kitap Günleri 6'da Şiir Topluluğu ve Sinema Topluluğu'ndan başka katkı sağlayan olmadı. Okul'un getirdiği konuklar zayıf, açılan stantlar yine tatminsizdi (ki gittikçe azalan öğrenci ilgisi de bu durumu meşrulaştırmaya yardım ediyordu). Sinema Topluluğu'nun etkinlikleri bir dizi yönetmeni ve kendi topluluk başkanlarının tez sunumundan ileri gitmezken başka topluluklar bunu bile yapamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya bütün bunlar olurken Şiir Topluluğu ne yaptı? Her zamanki yaptığını. Önceki Günler'de ilgi çekemeyen Şiir Topluluğu etkinliklerindeki ilgiyi artırarak bu kez ilginç biçimde öne çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bozuğun Estetiği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şiir Topluluğu'nun ilk olayı Emrah Altınok'un yerleşkeye gelmesiydi. Bir tanıdığının kitabıyla karşıladığımız gibi, bozuk ile ilgili bir sunum yapan Altınok'la muhabbet etmeye biralı güzel bir yemekle son verdik. Bu konunun ilginç yanı da panele gelenlerin önemli bir kısmının aslında Emrah Altınok'un fotoğrafçılığıyla ilgilenmeleriydi. Emrah'ın anlattığı, tartıştığı şeyler akademiden şiire, fotoğraftan müziğe genel bir beyanattan çok daha fazlasıydı. Manisa'dan gelen arkadaşına uğurlarken yüzlerimizde beliren "smiley"ler, hem kendisinin hem bizim hemi de Tkür şiirinin içine düştüğü rezaletin nasıl da zevkli olduğuna birer göndermeydi. Gamzelerimizi de alıp oraya soktuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin halini konuşmaktan başka herşeyi yaptık, tıpkı yapılmasında yarar olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şiir Yarışması 5&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Geçerliği çoklar tarafından sorgulanan birincisiz şiir yarışmasının bu yıl da inatla yapılması sevk vericiydi. Yarışmanın iyiyi değil, denk geleni seçtiği bu yıl da bir kez daha kanıtlanmış oldu. Yarışmanın en iyi yanı bazı inanlılara kitap armağan etmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekoloji: Bir Kitabın Anatomisi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Altınok'taki yaratıcılığımızı İrem Çağıl ve Egemen Özkan'da farklı bir şekilde sergiledik ve onlara bir göbeğinde tek sinek olan bir A4 Sinek sekizlisi çizerek karşıladık onları. Ertesi günkü toplantıda, bir konferans salonu ayarlayarak başlattığımız panelin aslında bir kafede yapılacağını kestirememiştik. E-Kafe'nin Fen Fakültesi tarafında yağmurun altında oturup Ekoloji'nin her halinden konuştuk. (İrem ve Egemen İstanbul'un yağmurunu da getirmişlerdi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elyapımı defter ve kitap atölyesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sineksekiz yayınevinin elyapımı defter yaptırması olayına yerleşke kızlarından büyük ilgi vardı. Son gün olmasına karşın en etkin ve randımanlı etkinlik buydu. Ben de bir Japon defteri yaparak Barış Çetinkol'e hediye ettim. Toplantı çıkışında hep beraber Türkiye'de alternatif medya'nın alanları tartışıldı ve EÜ Lokalinde rakılı güzel bir yemek yendi. Sabahlar olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;USB Belek'te rüya gibi bir haftasonu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların üzerine bugün ÜDS'ye giren arkadaşlarımız oldu. (Ben bir %78 alırım mesela.) Şimdi de Diploma Tezi'ne dönmesi gerekenler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Since sonAt'ın son sayısı bu kadar gecikti, ben de Kampüs Günlüğü'nün bir çeşidini buraya yazmak istedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a href="http://sineksekiz.wordpress.com/"&gt;Sinek Sekiz Yayınevi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a href="http://www.egeduyuru.ege.edu.tr/icerikgoster_5.php?id=3161"&gt;Ege Kitap Günleri 6&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-2248746353397609174?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/2248746353397609174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/03/bir-toplantinin-japoncasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/2248746353397609174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/2248746353397609174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/03/bir-toplantinin-japoncasi.html' title='Bir toplantının Japoncası'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh4.googleusercontent.com/-DllajUASJw0/TYZxmhpvENI/AAAAAAAAACY/ZpVykkmHbBo/s72-c/bir-toplantinin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-5490425510846066894</id><published>2011-02-28T02:43:00.000-08:00</published><updated>2011-02-28T05:47:37.363-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dada'/><title type='text'>Bir darbe geldi başıma Erbakan Hakk'ka yürüdü</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Antientellektüalizm: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;Şahsen daha evvel hiç kullanmadığım bu kavramın dilbilimsel kökeni 14. yy'a dek uzanıyor. Tarihte ilk olarak İrlanda asıllı Britanyalı düşünce adamı, ressam ve şair Sir Allan O'Shearer tarafından &lt;span style="font-style: italic;"&gt;A Ball at St. James' Park (Aziz James Parkı'nda bir Balo)&lt;/span&gt; adlı dilbilim araştırma kitabında kullanılmıştır. Bu kitabın önsözünde O'Shearer şöyle demektedir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;   &lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;...besides (I) will use a term called anti-intellectualism for the first time in   this book so this idea easily would be used against Intellectualism, which will occur   in the century 20&lt;/i&gt;&lt;sup&gt;&lt;i&gt;th&lt;/i&gt;&lt;/sup&gt;&lt;i&gt;. We cannot define that what intellectualism is exactly, at least by   the help of today's knowledge though will explain clearly and detailed that why we   must be anti-intellectualist.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;   Ayrıca bu kitabımda antientellektüalizm adında bir kavramı ilk defa    kullanacağım ki bu kavram 20.yy'da ortaya çıkacak Entelektüalizme karşı rahatlıkla   kullanılabilsin. Bu entellektüalizmin tam olarak ne olduğu konusunda bugünkü    bilgilerimizle net birşey söyleyemeyeceğimiz gibi neden antientellektüel olunması   gerektiğini ise gayet net ve ayrıntılı bir şekilde açıklayacağız.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt; Gerçekten de Sir O'Shearer kitabının izleyen on dördüncü ve on beşinci bölümlerinde bu konuya net gerekçelerle açıklık getiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yLOc_l8o3TY/TWt_xHeeb1I/AAAAAAAAAWs/4eNaWfOGu5M/s1600/Alan-Shearer-001.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-yLOc_l8o3TY/TWt_xHeeb1I/AAAAAAAAAWs/4eNaWfOGu5M/s400/Alan-Shearer-001.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578693045225680722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;blockquote&gt;Shearer'ın beşinci kuşaktan torunu da yine büyükdedesiyle aynı kentte yaşamış, Newcastle United ve İngiltere Milli takımlarında da büyük başarı göstermiş olan Alan Shearer'dır.*&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;*What is the difference between the English National Team and a teabag?**&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;**Even the teabag stays longer in the cup.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-5490425510846066894?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/5490425510846066894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/02/bir-darbe-geldi-basna-erbakan-hakkka.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/5490425510846066894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/5490425510846066894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/02/bir-darbe-geldi-basna-erbakan-hakkka.html' title='Bir darbe geldi başıma Erbakan Hakk&apos;ka yürüdü'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-yLOc_l8o3TY/TWt_xHeeb1I/AAAAAAAAAWs/4eNaWfOGu5M/s72-c/Alan-Shearer-001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-2821294328669482845</id><published>2011-02-24T04:51:00.000-08:00</published><updated>2011-02-24T04:55:16.433-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>Evrime karşı dayanışma günleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-02Xk2AynS64/TWZUzPj6FOI/AAAAAAAAAWE/KgxfQX3mOkI/s1600/20090314_derin_dusunce_org_evrim_teorisi_darwin_okul_egitim_mufredat.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-02Xk2AynS64/TWZUzPj6FOI/AAAAAAAAAWE/KgxfQX3mOkI/s400/20090314_derin_dusunce_org_evrim_teorisi_darwin_okul_egitim_mufredat.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577238427872138466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evrime karşı koymak üzere herkesi eyleme çağırıyorum. İnsanın kaderi doğanın elinde değildir, davulun elinde hiç değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşit'in 10 Ekim 1890 yılında Darwin'in öğretilerine karşı aldığı kararla onaylanan eylem planımızı açıklıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Her birey serçe parmağını etkin bir biçimde kullanmalıdır.&lt;br /&gt;2- Her devlet bir propaganda bakanlığı oluşturmalı ve Coğrafi İzolasyon  faktörünü ortadan kaldırmak üzere çalışmalar başlatmalıdır. Buna göre  her tür ve ırk'ın evrim süreçlerinin durdurulması için türler arası  iletişim azami boyutta olmalı, farklı coğrafyalarda yaşamaya başlayan  belli türlerin grupları yapay dölleme ile akraba kalmalıdır.&lt;br /&gt;3- Her yerel yönetim Evrim karşıtı sempozyumlar düzenlemeli, İlk ve Orta  dereceli okullarda evrimin durdurulması bilinci aşılanmalı, Lise ve  dengi okullarda da Evrim karşıtı materyallerin türetilmesine yönelik  özendirici proje ve yarışmalar düzenlenmeli.&lt;br /&gt;4- Düzenlenecek Şiir Yarışmalarının konsepti Evrim karşıtlığı olarak belirlenmelidir.&lt;br /&gt;5- Tübitak'ın çıkardığı dergilerde Evrim ya hiç işlenmemeli, mecbur  kalınırsa Darwin maymun olarak betimlenmelidir.  (İnternette ünlü  fotoğrafları var.)&lt;br /&gt;6- Bulunan ara türler bilgisayarda fotoşopla oynanarak aktarılmalıdır. (bkz: Sonat okumayan kız maymuna..., sonAt-A, Okur dosyası)&lt;br /&gt;7- Saçma osalar da evrimi her seferinde çürüttüğünü düşünen Mesaj TV  belgeselleri ve Yara"t"ılış Atlasları kamuoyuyla yoğun biçimde  paylaşılmalıdır.&lt;br /&gt;8- Aynştayn'ın çocukken öğretmenine posta koyduğunu gösteren videolar  Facebook adlı paylaşım sitesinde paylaşılmalı, çeşitli gruplar  oluşturulmalı ve arkadaş listeleri davet edilmelidir. Ayrıca "arkadaşını  davet etmeyeceksen ekleme" ibareleri konmalıdır bu grupların  başlıklarına. ("bahse girerim bi milyon insan toplarım" gibi başlıklar  asla atılmamalıdır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alınacak tüm önlemlere karşın, evrime  karşı en önemli yöntem Serçe parmağın etkin kullanımıdır. Serçe  parmaklarımızı çay içerken havaya kaldırmamakla başlayalım. Bu konuda  duyarlı olalım, çevremize anlatalım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuna saygula dayatılır.&lt;br /&gt;Müdüriyet.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-2821294328669482845?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/2821294328669482845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/02/evrime-kars-dayansma-gunleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/2821294328669482845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/2821294328669482845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/02/evrime-kars-dayansma-gunleri.html' title='Evrime karşı dayanışma günleri'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-02Xk2AynS64/TWZUzPj6FOI/AAAAAAAAAWE/KgxfQX3mOkI/s72-c/20090314_derin_dusunce_org_evrim_teorisi_darwin_okul_egitim_mufredat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-7463892274225724787</id><published>2011-02-02T15:14:00.000-08:00</published><updated>2011-02-06T10:05:52.519-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><title type='text'>Şiir dinletileri hayat kurtarır mı?</title><content type='html'>&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TU7iklDG9sI/AAAAAAAAACQ/v4sbyFYj4Oo/s1600/siir-dinletileri-hayat.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz eskiden şiir dinletileri yapardık. Bu dinletilerde görev almak için birçok insan gelirdi. Şiir okuma hevesi bir virüs gibiydi. 105. Sokak dinletisinde mesela,o nasıl birliktir,nasıl beraberliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir topluluğu 105. Sokak provaları ile başlayıp Yenilgi Günlüğü dinletisiyle zirveye ulaşan bir enerji sayesinde bugünlere gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonra o hevesli çocukların çoğu gitti. Bazılarını Mağara Topluluğu başkanı olarak,bazılarını da sevgilileri ile birlikte Küçükpark dolaylarında gördük. Kalanlar ise Sonat'ı ya da Ş'yi nasıl çıkaracaklarını düşünmekle meşguldüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet diye bir üyemiz vardı mesela. Sürekli Penguen ve Uykusuz okuyan utangaç bir adamdı. Ahmet'in yanında da tombul şirin bir kız vardı. Ahmet ilk toplantıda ilkokul yıllarında bir şiir okuma yarışmasında birinci olduğunu anlatmıştı. Yanındaki tombul kız da iyi şiir okuyabileceğini iddia etmişti. O sene dinleti yapamadık. Ve o yılın sonunda Ahmet'i bir barda, sevgilisi için neler yaptığını anlatırken gördüm. Yanında gelen tombul kızı ise Latin Dansları Topluluğu standında dans edip el ilanı dağıtırken gördüm. Ve sonra,acaba dedim Ahmet ve tombul kız o sene dinleti yapsaydık yine aynı durumda mı olurlardı? Yani 105. Sokak ertesinde olduğu gibi bir ortam yaratabilseydik o insanlar ne durumda olurlardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar uzağa gitmeye gerek yok aslında. Ben ya da şu an topluluk içinde bulunan diğer insanlar Şiir Topluluğu ile tanışmasaydı ne olurdu?  Bunula ilgili 4 adet tahminde bulunabildim. Aşağıdaki gibidir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Eymirli : Hâlâ Lars Von Trier izleyip ardından bir iki Tezer Özlü kitabı okurdu. Ve msn iletisine Trier alıntıları koyup hayatına devam ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münir : Muhtemelen daha huzurlu ve mutlu olurdu. Bu "çekilme" durumunu daha hafif sıyrıklarla atlatırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aras : Murathan Mungan çizgisini aşamayıp, Küçük İskender çakması şiirler yazardı. Her türlü acı,mutsuzluk durumunda Anathema ile bunalıma girer ve yasta olmanın,mutsuz olmanın cool bir şey olduğunu zannederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış : Büyük bir "Şair" olabilirdi. Neyse ki o hep bizimle kalmayı tercih etti.  Eğer Eşit bir tür Yeni Dalga ise, bu Yeni Dalga'nın Andre Bazin'i oldu.  Ki bu Şair falan olmaktan çok daha güzeldir,önemlidir ha.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-7463892274225724787?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/7463892274225724787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/02/siir-dinletileri-hayat-kurtarr-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/7463892274225724787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/7463892274225724787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/02/siir-dinletileri-hayat-kurtarr-m.html' title='Şiir dinletileri hayat kurtarır mı?'/><author><name>Ban Ki-moon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07186929338896458735</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TU7iklDG9sI/AAAAAAAAACQ/v4sbyFYj4Oo/s72-c/siir-dinletileri-hayat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-6905127801881482596</id><published>2011-01-30T10:53:00.000-08:00</published><updated>2011-01-30T11:03:54.649-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dada'/><title type='text'>Benim de kafambindünya</title><content type='html'>Yıllardır tartışılagelen Sanat Sanat içi midir, Sanat Toplum için midir tartışmasına açıklık getirmeye niyetim yok. Zira Dada'nın zaten bu tartışmaların son noktasında olduğunu bildiğinizi varsayıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat hangisidir sorununa değinmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, öncelikle bir manzara düşleyelim. Yolda gidiyoruz. Uzun yol. Otobüsteyiz. Yahut kişisel araçtayız. Salihli Ovası'ndan İzmir'e doğru gidiyoruz. Saat beş suları. Güneş batmaya yakın. Havada gri yağmur bulutları var. Güneş bulutların kendinden tarafını aydınlatıyor, bizden tarafını ise koyu gri bir gölgede bırakıyor. Bir anlığına Güneş'in olmadığı halde yaptığı ilginç şeylerden birine tanık olduğunuzu anlıyorsunuz.&lt;br /&gt;Ve diyorsunuz ki, eğer bir ressam bu manzarayı tuvale yansıtsaydı, ve bulutların gölgelerini aynı şekilde güneşin olmadığı tarafa, çok güzel bir şekilde gölgelendirme/ışıklandırma verseydi iyi bir resim olurdu. Ancak gölgeleri güneşten tarafa verseydi, o yapı sanat olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri Şiir Topluluğu'nun geçmişinde yeri bulunan bir şarkıyla başbaşa bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" src="http://www.youtube.com/embed/QqoeB95kWqI" allowfullscreen="" width="480" frameborder="0" height="390"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-6905127801881482596?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/6905127801881482596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/benim-de-kafambindunya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/6905127801881482596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/6905127801881482596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/benim-de-kafambindunya.html' title='Benim de kafambindünya'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/QqoeB95kWqI/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-7831837834849631834</id><published>2011-01-23T08:39:00.001-08:00</published><updated>2011-01-23T09:38:33.116-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>F Klavye Okulda</title><content type='html'>&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_2S3qzxcVoaw/TTxZ5JxZFQI/AAAAAAAAAeU/K0xB8vKOtls/s1600/f-klavye.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25174280" target="_blank"&gt;22 Ocak 2011 tarihli habere göre&lt;/a&gt; F klavyenin kamu kuruluşları ve okullarda zorunlu hale gelmesi için çalışmalar başlamış. Kamu kuruluşları yıllarca F klavye kullandıktan sonra bilgisayar sistemlerinin ihale tipi toplu alım ve buna bağlı piyasa koşulları nedeniyle Q klavyeye dönüşmesi sadece 10 yıl almıştı. Bir ara F klavyenin dış mihraklar karşısında kazanılmış bir zafer olduğu da konuşulanlar arasındaydı. F'nin diğer klavye tiplerine göre Türkçe'de sık kullanılan harfleri ortada toplaması nedeniyle veri girişini kolaylaştırması uzun vadede düşünülebilecek bir şey. Veri girişi diyorum, çünkü eğer bu sosyal paylaşım için kullanılan veriyi artıracak bir şey ise bu o ağlardaki paylaşımın hızını artırabilir. Düşünülünce bu durum dünyada tekrarlanan sözcük sayısına, çok sayıda Türkçe sözcüğü yine ve yeniden sokacak demektir. Hızlı yazmanın üretim ve yaratıcılık ile bağlantısı "otomatik yazı"ya kadar gidebilir, ancak bugün bu teknikle yazı veya şiir yapmayanların sayısı Q klavye kullananlar kadar çok. Klavye savaşı kitlesel olarak zamanın iyi kullanımı için dil üzerinden düşünülmüş bir makro şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün F klavye yüzde 10 dolaylarında kullanılıyor. 10 parmak klavye kullanımı ise yüzde 4. Bu oran Avrupa ve Amerika'da yüzde 85. Bu, bilgisayar ve ondan ayıramadığımız internetin (bir zamanlar ayırıyorduk) alabileceği veriye yapılan katkının da göstergesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullar artan bilgisayarlar nedeniyle kendi klavyelerine sahip olan öğrencilerle dolu. 2009 yılında &lt;a href="http://www.ktu.edu.tr/" target="_blank"&gt;KTÜ&lt;/a&gt;'de yapılan bir araştırmaya göre üniversiteye yeni gelen öğrencilerin yüzde 70'e yakınının kendi bilgisayarı bulunuyor. Bu bilgisayarların yüzde 70'i masaüstü, yüzde 30'u dizüstü. 2007-2009 karşılaştırmasında dizüstü bilgisayarlar yüzde 100'e yakın oranda artmış. Görünüşe göre de taşınabilir bilgisayar oranı giderek artacak. Bu artışla doğru orantılı olarak internet kullanımının artacağını ve söz, sözcük, kısaltılmış ifade ve gülücüklerin ne kadar olacağını tahmin edemeyebiliriz. (&lt;a href="http://ab.org.tr/ab10/sunum/99.ppt" target="_blank"&gt;Araştırmanın sunumu için tıklayın.&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite öğrencilerinin bilgisayar sahipliği oranları, okullarında değişen klavyelerin onları ne kadar geç etkileyeceğini ya da bu değişimin geçicilik sürecini kanıtlar gibi. Ancak bunun yanında, işsizlik nedeniyle kamuda çalışma isteğinin eski dönemlere göre yükselmesi F klavyenin bir tür paralı eğitim ve kurs meselesine dönüşmesine de neden olabilir. F klavye kursları açılabilir ve dil ile olan sınavımız iyice simgesel ve hayati bir çorbaya dönebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar okur yazarlığının F klavyeye zamanla dönüşmesinin ne getireceğini tam olarak bilemiyoruz, tek bildiğimiz simgelerin hep var olacağı. Sosyal ağlara, sohbet programlarına, yorum kutucuklarına, telefon mesajlarına, aşk mektuplarına, sözleşmelere, tuvalet kağıtlarına, nereye yazıldığı ve hızı önemli olmadan var olacaklar. Sonlanmadan önce de hep kültürel ve ekonomik bir savaşın simgeleri olacaklar, simgenin simgesinin simgesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;(Siz yine de merak etmeyin. Bir pazar günü kapanan E Cafe'nin bankına yaslanıp camın kenarından sızan interneti çekerken klavyeniz Q kalabilir.)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-7831837834849631834?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/7831837834849631834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/f-klavye-okulda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/7831837834849631834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/7831837834849631834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/f-klavye-okulda.html' title='F Klavye Okulda'/><author><name>bariscetinkol</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2S3qzxcVoaw/TTxZ5JxZFQI/AAAAAAAAAeU/K0xB8vKOtls/s72-c/f-klavye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-1984323655185828189</id><published>2011-01-22T13:59:00.000-08:00</published><updated>2011-01-22T17:09:14.082-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deney'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>Yağmurda konuşan mı çok ıslanır, yürüyen mi?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TTt-58h8_wI/AAAAAAAAACI/x5Dt2CS_PHM/s1600/yagmurda-cok-konusan.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Y&lt;/span&gt;üzyıllardır insanoğlunun aradığı  yanıt sonunda bulundu. En son NTV Bilim Yayınlarından çıkan Felsefe  derskitabında da vurgulandığı gibi Herakleitos'tan Derrida'ya kadar  herkesi felsefe yapmaya sürükleyen soru bilimsel olarak açıklığa  kavuşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;B&lt;/span&gt;en (Denge Esentürk) ve Münir (Yenigül) uzun süren  bir tartışmanın ardından sorunu deneyimlemeye karar verdik ve bir  psikolog gözetiminde deneyi başlattık. Yağmurlu İzmir gününde verdiğimiz  bu kararın dünyanın Bilim ve Şiir tarihini değiştireceğinin  farkındaydık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T&lt;/span&gt;oplumsal sorumluluğumuzun bilincinde olarak,  gereksiz konuşma konusunda uzman sayılabilecek olan ben, konuşma  kısmını; Münir ise sessizliği yüzünden yürüme kısmını gerçekleştirmek  üzere harekete geçtik. Münir'in saç fazlalığı faktörünü göz önünde  bulundurarak, denekler olarak yağmur altında bone kullandık. Bilimsel  olarak idealliğinden kimsenin şüphe edemeyeceği bir biçimde, deney  süresini 17 dakika ayarlayarak, deneyi tamamladık. Münir Ege  Üniversitesi Öğrenci Çarşısı'nı 7 kez turladı. Bu sırada ben de  gözetmenlerin gözetiminde ölümüne konuştum ve soluk soluğa kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1&lt;/span&gt;7.  dakikanın sonunda yağmur suyndan izole bir ortamda ıslanma öncesi  değerlerle karşılaştırmak üzere ağırlıklarımız alındı ve kaydedildi.  Daha net sonuçlara ulaşmak üzere tüm giysilerin suyu, son teknoloji  cihazlar kullanılarak sıkıldı ve deneklere ait ayrı haznelerde  biriktirildi. Çıplak ten üzerindeki nem de devasa etüv fırınlarında eş  zamanlı olarak uçurularak hesaplandı ve bu sonuçlar da ağırlık  farklarıyla karşılaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Sonuç:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Deneyimizin bilimselliğinde ve şiirselliğinde şüpheler kalmaması için  uzun uzadıya açıkladığımız koşulların ve yöntemlerin ışığında tarihi bir  sonuca ulaştık. Bu tarihi sonuca göre her ikimiz de bir miktar  ıslanmıştık.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'lucida grande'; font-size: 78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Referanslar:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i style="color: #999999;"&gt;Leningrad Cowboys Meet Moses&lt;/i&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; (1994); &lt;/span&gt;&lt;i style="color: #999999;"&gt;Felsefe&lt;/i&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;, Robinson, D., NTV Yayınları, 2011; &lt;/span&gt;&lt;i style="color: #999999;"&gt;Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu Bülteni sonAt #B&lt;/i&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;, Kolektif, Şayet Çıkarsa Yayınevi, 2011. Böyle küçük küçük yazılan yazılar da ne sinirdir değil mi. Bu olay tamamen kurgulanmamış ve gerçek olaylara dayalı bir düş ürünüdür. Sözü geçen tüm kişi, kurumlar gerçek ve olaylar gerçekten yaşanmış ve deneyimlenmişlerdir. Sonuç kısmının ayrılması tamamen inci'ci gençlerin olası taleplerine yönelik olarak düzenlenmiştir. Şiir topluluğu yağmurlu ve hüzünlü günler diler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-1984323655185828189?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/1984323655185828189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/yagmurda-konusan-m-cok-slanr-yuruyen-mi_22.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1984323655185828189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1984323655185828189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/yagmurda-konusan-m-cok-slanr-yuruyen-mi_22.html' title='Yağmurda konuşan mı çok ıslanır, yürüyen mi?'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TTt-58h8_wI/AAAAAAAAACI/x5Dt2CS_PHM/s72-c/yagmurda-cok-konusan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-4941764917488683561</id><published>2011-01-22T08:48:00.000-08:00</published><updated>2011-01-22T08:49:45.033-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>Hayriye Ünal: Majör Şiire Karşı, Sonat Dergisi</title><content type='html'>&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TTsH28O84pI/AAAAAAAAACE/mMjzHJJOnaQ/s1600/major-siire-karsi.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Majör sözcüğü büyük, belirgin, ana akım olarak çevrilebilir Türkçeye. Majör şiir tanımı da Deleuze’ün majör edebiyat tabirine paralel olarak düşünülmelidir. Böyle düşündüğümüzde Sonat bize daha sıcak geliyor. Sonat’ın genel karakteri akla getirildiğinde böyle düşünmekte bir sakınca olmadığı görülür. Deleuze, minör edebiyatı tanımlarken majör edebiyatı da tanımlamış olur; bazı benzerliklerle devam ederek majör şiir kavramını tanımlamaya çalışalım, daha sonra da Sonat’ın majör şiire hangi yaklaşımla eleştiri getirebildiğine veya getirip getiremediğine bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;-Hayriye Ünal, Hece, Eylül 2010&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://kisass.blogspot.com/2010/12/major-siire-karsi-sonat-dergisi-hayriye.html" target="_blank"&gt;Yazının tamamı için tıklayın.&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-4941764917488683561?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/4941764917488683561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/hayriye-unal-major-siire-karsi-sonat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/4941764917488683561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/4941764917488683561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/hayriye-unal-major-siire-karsi-sonat.html' title='Hayriye Ünal: Majör Şiire Karşı, Sonat Dergisi'/><author><name>ege üniversitesi siir toplulugu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TTsH28O84pI/AAAAAAAAACE/mMjzHJJOnaQ/s72-c/major-siire-karsi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-2055378176522395986</id><published>2011-01-02T05:54:00.001-08:00</published><updated>2011-01-02T10:26:15.409-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dizi'/><title type='text'>Günler dertsiz yaşanmıyor</title><content type='html'>&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TSDDLtVApYI/AAAAAAAAAB8/lCiVcS-k5yY/s1600/gunler-dertsiz-yasanmiyor.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fin maceramın sonuna geldiğimde pek az şey kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Helsinki'de en büyük meydanda ilk Fince yazarının, Aleksis Kivi'nin heykeli var. Sırtını Tiyatro binasına vermiş Aleksis Kivi'nin solunda kent, sağında Merkez Tren Garı Rautatientori ve karşısında da Deneysel Tiyatro oyunlarına, Uluslararası konuk tiyatro ve sergilere ev sahipliği yapan Modern Tiyatro Müzesi yer almakta. Finlandiya'nın kurucusu ilk cumhurbaşkanı ve Hitler'in dostu Faşist Mannerheim'in heykeli ise şehirdeki tek politikacı/asker heykeli. Mannerheim'in heykeli Senato binasının da bulunduğu Mannerheiminkatu'nun girişindeki kavşakta, Helsinki PTT merkezinin önünde bulunuyor.&lt;br /&gt;Sıkı durun çünkü bu caddeye adını veren Mannerheim'in kendisi değil. Mannerheim sokağı olarak adlandırılmasının sebebi, heykelin adının Mannerheim olması. İkinci ilginç bilgi deşu ki bu caddenin iki yanının adları var Senato'nun bulunduğu kısıma Lähti (Sol), Mannerheim'in bulunduğu kısma ise Oikea deniyor (Sağ). Tabi bunun altında politik gönderme yok ama tuhaf bir rastlayış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Fin şiiri oldukça kötü durumda. Finliler şairlerinin çoğunu, ayık oldukları zamanda sorarsanız, sayabiliyorlar. Yönetmenleri söylüyorlar. Şu filmini izledin mi, şu şiirini okudun mu dediğinde de hayır diyorlar. Bu bakımdan Türk toplumuna benzediklerini iddia edebilirim. Herhalde Orta 3'ü bitiren herkesin Cahit Sıtkı'dan filan haberi vardır. Kitaplarda yer almamasına karşın Nazım Hikmet'i herkes bildiğine göre... Jokko adlı bir arkadaşım birkaç şiir gösterdi, kabaca çevirisini yaptı ve pek az şey ifadeediyordu içerikçe. Biçimine baktığımda da ne ritim özelliklerini, ne yapısını ne de okurkenki tonlamasını (müziği mi diyeceksiniz artık) hissedebildim. Özetle Kalevala (Väinämöinen'in maceraları) onların hala en iyi şiirleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spesifik davalara yine burada ve başka mecralarda gireceğim. Bugünlük bu kadar. Arkası yarın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-2055378176522395986?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/2055378176522395986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/gunler-dertsiz-yasanmyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/2055378176522395986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/2055378176522395986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/gunler-dertsiz-yasanmyor.html' title='Günler dertsiz yaşanmıyor'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TSDDLtVApYI/AAAAAAAAAB8/lCiVcS-k5yY/s72-c/gunler-dertsiz-yasanmiyor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-8891207175509852786</id><published>2011-01-02T05:07:00.000-08:00</published><updated>2011-01-02T10:24:36.218-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dergi'/><title type='text'>Yoktur</title><content type='html'>&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TSDCG9Jr2uI/AAAAAAAAAB0/2EtHKOaIj4o/s1600/yoktur.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluma, kültüre bilumum şiir saçmalığına karşı olan insanlarla konuşuyorum. Hiçbir kitap yayımlamamış olmanın özgüveniyle ve doğruculuğuyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere çok basit birkaç öyküyü anımsatacağım ki hiçbirşey savunmadan görüşlerimi pekiştireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yalancı Çoban:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, çok uzak bir ülkede yalancı bir çoban yaşarmış. Bu yalancı çoban bissürü şiir kitabı falan yayımlamış bir de dilbilimsel yazılar filan yazarken Dölö'den, Bodrilyar'dan ufak göstermelik alıntılar yaparmış. Sonra bir gün bir kurt gelmiş sürüye saldırmış, Çoban bağıra çağıra Metis 2008 Ajandasından gerçek bir alıntı yapmış, o ajanda da herkeste olduğu halde hiçkimse o alıntıyı hatırlamamış. Çünkü Çoban'a o kadar güvensizlermiş. Sonra Tilki gelmiş tavukları yemiş, kurt da koyunları. Sonra bir fil çobanı ezmiş, çoban ölmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kral Çıplak:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Bundan çok uzun zaman önce çok uzak bir galakside... Hoth sisteminde bir kral yaşarmış. Ticaret federasyonuyla zamanzamansıkıntılar yaşayan krallık genelde barışçılmış. Sonra bir gün, Tatooine gezegeninden gelen bir fırsatçı ve gözden düşmüş bir Sith Lordu olan Darth Terzi kralın kanına girmiş ve onu karanlık tarafa çekerek hırs ve öfkeyle doldurmuş. Sonra öyle bir özgüven aşılamış ki bu Mr Hyde kılıklı eleştirmen krala, kral halkın önüne çıplak çıkmaya karar vermiş. Gücünü öylesine kanıtlamak istiyormuş ve bilgide, yorumda okadar zayıfmış ki, yaptığı en derinlikli alıntı Jedi ustası Yoda tarafından söylenen "Size, matters not" imiş. Sonra bir çocuk kalabalığıniçinden çıkıp "Kral Çıplak" diye bağırmış. Çocuk haklıymış, kral çıplakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Don Kişot dela Mança:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Yeldeğirmenleri birşeyleri eleştirirken onların geçmişlerine bakarmış, hem de kendisinin insanlar tarafından inşa edilmiş bir yapı olduğunu unutarak. Sonra Don Kihote adında bir şövalye Caterpillar adlı dozerle gelip bu değirmeni yıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonsuza dek mutluluk içinde yaşamışlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-8891207175509852786?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/8891207175509852786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/yoktur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/8891207175509852786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/8891207175509852786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2011/01/yoktur.html' title='Yoktur'/><author><name>denge e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16597379163751535317</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/-L_vcZ6F1Wc0/TYUjQVg2rEI/AAAAAAAAAW0/K_KzZV8fxkU/s220/59251_1444767871725_1008981653_31021682_3179734_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TSDCG9Jr2uI/AAAAAAAAAB0/2EtHKOaIj4o/s72-c/yoktur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-353670650091508360</id><published>2010-12-12T09:35:00.000-08:00</published><updated>2010-12-12T10:57:30.026-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><title type='text'>Sınırsız İnternet</title><content type='html'>&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_2S3qzxcVoaw/TQUID4LSwHI/AAAAAAAAAdI/3G_Hj4Q3zjw/s1600/internet-access.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi sınıfsal bir ayrıma götürmese de katılabileceğimiz araçsal düzleşme, elimizdeki modemi çok daha kutsal yapıyor. Bunun yaşama hakkının değişmezliği gibi internetin ürettiği sözün paylaşım değeriyle birlikte bir eleştiri ürettiği de kaçınılmaz. Eleştiri dediğimiz şey, "hani şu son çıkan Cem Yılmaz filmindeki sahne var ya, çok şahane ya"daki "şahane" sözü. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elimizde ise bazı eski sözcükler var: entelektüel, sanatçı, eleştirmen ve şair. Modemin üstüne bunları yazabilir miyiz? Ki muhtemelen eskinin eleştirisi ile yeninin özgürlüğü arasında bir yerde çok daha iyi bir eleştiri yatıyorken. Ama burada en basitinden biz son on yılın internet geçmişinde neyin konuşulduğunu bilmeden, bugüne gelen araçların da evrimini göremeyebiliriz. Pardon araç mı dedim, amaç olacaktı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-353670650091508360?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/353670650091508360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/12/sinirsiz-internet.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/353670650091508360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/353670650091508360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/12/sinirsiz-internet.html' title='Sınırsız İnternet'/><author><name>bariscetinkol</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2S3qzxcVoaw/TQUID4LSwHI/AAAAAAAAAdI/3G_Hj4Q3zjw/s72-c/internet-access.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-1357459302115203133</id><published>2010-11-16T05:31:00.000-08:00</published><updated>2010-11-16T07:47:05.341-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>Necmiye Alpay: Heves Kuşağı</title><content type='html'>&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TOJ6YHIbqFI/AAAAAAAAABo/efMs5g-M55w/s1600/necmiye-alpay.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heves'in bu son sayısı avangard ruhun kol gezdiği bir de 'oturum' içeriyor: "izmrediki şiar gneeçlr rahtaısz". Bu başlıkta bir dizgi yanlışı yok. En azından, ben oturumun başlığını aktarırken hata yapmadım. Onların ise bu 'yanlış'ı bilerek, özenerek yaptıklarında kuşku yok. Dizgiyi bozarak, yakın tarihin o dehşet verici kalıbına göndermede bulunmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturuma katılanlar, Heves dergisini değil, "Ş Şiir dergi"yi hazırlayan şairler: Barış Çetinkol, Denge Esentürk, Aras Keser, Liman Mehmetcihat ve Münir Yenigül. Daha önce Heves'te ve SonAt'ta yazmışlardı. Düşünsel yakınlık içindeki dergiler böylece iç içe açılmış oluyor. Şiir ve düşünce alanında yeni sorgulamalar için izlenmesinde yarar olan kanallardan birini oluşturarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;-Necmiye Alpay, Milliyet Kitap, 2010&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TOKAMdimiBI/AAAAAAAAABs/W76WnuDZeDY/s1600/heves-necmiye-alpay.jpg" target="_blank"&gt;Yazının tamamı için tıklayın.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-1357459302115203133?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/1357459302115203133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/11/necmiye-alpay-heves-kusagi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1357459302115203133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1357459302115203133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/11/necmiye-alpay-heves-kusagi.html' title='Necmiye Alpay: Heves Kuşağı'/><author><name>ege üniversitesi siir toplulugu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TOJ6YHIbqFI/AAAAAAAAABo/efMs5g-M55w/s72-c/necmiye-alpay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-1411462938636878947</id><published>2010-10-31T12:46:00.000-07:00</published><updated>2010-10-31T12:46:09.921-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>Tanışma Toplantısı</title><content type='html'>&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TM3GEFV6VUI/AAAAAAAAABk/spZkK8sPrco/s1600/acilis.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şiir Topluluğu Tanışma Toplantısı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım, Pazartesi, 17.45&lt;br /&gt;Öğrenci Toplulukları Merkezi 2. kattaki sınıfta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;(ve kesilebilir afişiyle, arkada ne varsa, şiir onun önünde.)&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-1411462938636878947?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/1411462938636878947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/10/tanisma-toplantisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1411462938636878947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/1411462938636878947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/10/tanisma-toplantisi.html' title='Tanışma Toplantısı'/><author><name>ege üniversitesi siir toplulugu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TM3GEFV6VUI/AAAAAAAAABk/spZkK8sPrco/s72-c/acilis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-5620320986501734494</id><published>2010-10-10T12:57:00.000-07:00</published><updated>2010-10-10T12:58:34.273-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>izmrediki şiar gneeçlr rahtaısz</title><content type='html'>&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TLIYbo0rdmI/AAAAAAAAABc/krilLKhFihw/s1600/heves.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heves Şiir-Eleştiri dergisi 26. sayısıyla okurlara veda ederken, son sayısında Şiir Topluluğu'ndan Barış Çetinkol, Denge Esentürk, Aras Keser, Liman Mehmetcihat ve Münir Yenigül'ün katıldığı "izmrediki şiar gneeçlr rahtaısz" isimli oturuma yer verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/heves-siir-elestiri-sayi-26-kolektif/tanim.asp?sid=EXMMPBWBA5F7MJ4RPR6B" target="_blank"&gt;Heves Şiir-Eleştiri Sayı: 26&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-5620320986501734494?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/5620320986501734494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/10/izmrediki-siar-gneeclr-rahtaisz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/5620320986501734494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/5620320986501734494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/10/izmrediki-siar-gneeclr-rahtaisz.html' title='izmrediki şiar gneeçlr rahtaısz'/><author><name>ege üniversitesi siir toplulugu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TLIYbo0rdmI/AAAAAAAAABc/krilLKhFihw/s72-c/heves.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4877525247002653583.post-733745196486455214</id><published>2010-09-13T11:53:00.000-07:00</published><updated>2010-09-13T13:20:40.213-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><title type='text'>Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu 20. Yılını Kutluyor</title><content type='html'>&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TH6nf4ViKfI/AAAAAAAAABU/9KxosEcpPUQ/s1600/20.y%C4%B1l.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu 2002 yılında yeniden kurulduğunda, bugün bütün bunları yapıyor olacağımızı hayal etmekten çok uzaktaydık.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üniversite toplulukları amatörlüğün verdiği o enerjiyi sürekli bir rahatlık potansiyeliyle besler ve ortalamanın altına iner. Sorun ortalamanın altına inmek değil, ortalamanın farkında olmamaktır.  Yani amatörlük bir ruh hali değil, beceri ve düşünce özrü olarak ortada dolaşan bir hayalettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte hani 80 sonrası politik ayrımlardan sıyrılan ve serbest piyasa ile yeniden kaynaşan Türkiye’nin üniversiteleri de amatörlüğün o geri dönülmez boşluğu ve cazibesi içinde öğrencilerin latent dönem enerjilerini boşaltacakları yepyeni bir alan bulmuştur: kulüpler. (bir fkf’den bahsetmediğimiz açık sanırım.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üniversite toplulukları da diyebildiğimiz bu kulüpler, aslında politik farklılaşmayı “hobi” düzeyinde durdurup eşitleyecek post-fordist yaklaşımın bizdeki geç yansımalarıdır. Hobiler aynı zamanda tüketime ve kimlik bulmaya ilişkin de “normal hayat” dışının yapıtaşlarıdır. Hatta normal hayata referans verilen ve onu yücelten araçlardır da. Düzenlenmiş serbest zamanın kontrol altında tutabileceği, sınıflandırıp bu şekilde piyasada dolaştırabileceği bir şeydir hobi, şiir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse uzatıyoruz yine, biz araç-amaç ikiliğini plastik bardaklar elimizde erirken geçmiştik. (e-kafedeydik.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Topluluk 1990, 1999 ve 2002 yıllarında kurulduğunda edebiyat fakültesi bölümlerine devam eden başkanlara sahipti. İlk ve son kurucuları da tiyatro topluluğunda etkin çalışmış iki ayrı kişiydi (eütt). Bu edebiyat fakültesi kültü ve tiyatro temeli, şiirin çalışılmış diyaframa ve biraz da gizemli tarafındaki sese yüklenen bir anlayışı da beraberinde getirdi. Bizim hem reddettiğimiz hem de evirerek ve parodisine erişerek dinletilerde kullandığımız bir şeydi bu ses. Sahneden attığımız her mum bizi özgürleştirdi. Bize reddedebilecek kadar açık noktalar bıraktıkları için onlara çok teşekkür ederiz. Biliyoruz ki her evre müthiş bir red ile çalışabiliyor. Onlar olmasaydı biz hala Freud’u tartışamıyor olurduk. (Freud o denli açık yazdı ki onun izleyicileri onu kolaylıkla yanlış kodlayabildiler. ― Lacan)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üniversitelerdeki şiir-edebiyat toplulukları kısmen Edebiyat Fakültesi gözetiminde çalıştıkları için bazen Türkçeci, bazen de Osmanlıcı kalırlar. Böylece kültür-sanat şemsiyesi altında kaydıkları eksen de kütür kütür bir kültürdür. Bu sırada en fazla akademinin yoğun referans hükümlerinde cümle kalıplarını devrik hale getirebilir ya da Mehmet Kaplan’dan kalan şiir çözümlemelerini odalarına asabilirler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Fakülte etkisi dışında kalan topluluklar ise (dışında kalmayanlar da) yoğun bir orta şair etkisine maruz kalırlar.  Yılmaz Erdoğan, Yusuf Hayaloğlu, Murathan Mungan, İbrahim Sadri, Yılmaz Odabaşı, Sunay Akın, Ahmet Telli, Cezmi Ersöz, Ahmet Selçuk İlkan (ve kısmetse İclal Aydın) onları sıkan bir ağ gibi sürekli önerilen, okunan şiirler olarak toplulukları sarar.  Hatta bu şairler arasına Can Dündar bile girebilmektedir (bu karışıklığa daha sonra değineceğiz). Böylece Orhan Veli ile İbrahim Sadri bir anda onlar için aynılaşır. Bu beğeni düzeyi, toplulukları taşıyan orta okur için bir kader gibidir. Bu yüzden genel olarak şu an Türkiye’deki herhangi bir üniversite topluluğu eğer şiirle ilgiliyse, İkinci Yeni’den haberdar olması, bugünün durumu için iyimser bir düzeydir diyebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şiir/Edebiyat topluluklarının örneğin İkinci Yeni’den habersiz olmaları, onların günümüz dergileri ile de bağının olmamasına neden olur. Bu bağsızlığın (bağımsızlık değil) tek iyi yanı, geçip gitmemekte olan şiir-dışı piyasa koşullarına uyum sağlayamamaktır. Bu sayede küçük şair anlatılarına saplanan topluluk, onlardan çok daha kötü olan güncel ve şiir-dışı iletişim kulvarına girmeden, kendi küçük dünyasının iç rahatlığını yaşar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgisizliğin kötü yanı ise bu toplulukların yerel şairler tarafından ablukaya alınarak mini fan kadrosuna kolayca alınabilir olmasıdır. Böylece yerel dergilerin potansiyel müşterileri şiir/edebiyat toplulukları olarak da damgalanır. Şairin yerel kalma koşulları ile büyük şairlerin parlak anekdotları arasında kalan topluluklar da melez bir rol model ile birbirini tutmayan yerel-ulusal-evrensel romantizmin sınırlarında koşar (Dada da romantiktir, ama nasıl!).&lt;br /&gt;Biliyoruz ki topluluğun eski yıllarında, Hüseyin Işık’ın benzetmesiyle, Dövüş Kulübü’ndeki terapi grupları gibi geçirdiğimiz zamanlarımız da oldu. Elektrik kesintisini şiirle atlatan kişiler olarak sesli şiir okumaya çalışıyor, karanlığa koşuyorduk da. Kendimizden üçüncü bir kişi gibi bahsettiğimiz toplantılar da olmuştur. Sonra düzensiz toplantılar başladığında, içeri giren dergiler yasak meyve’nin mastürbasyon sayısıyla kesilip “ne oluyor” denildiğinde, toplantılarda Mahfil’i tartışabiliyorduk, Sonat ise çoktan çıkmaya başlamıştı, Aralık 2007. Kampüsü değiştirme arzusu içinde modaya ilişkin yargılarımız, bir öğrenci ne ise onun olmamasına ilişkin “şiirin tersiyle” astığımız açılış afişi ve okulun duvarındaki stencilin orada kalması ne kadar şiirselse, biz de o kadar zor idik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu (eşit) bir üniversite öğrenci topluluğudur, ama bugün 100’den fazla üniversitede neden böyle bir oluşum olmadığı da tekrar tekrar düşünülmesi gereken bir konudur. İşte müthiş bir şaka olmakta olan bu topluluk bir gün, “fazla ciddiye aldınız beyler, biz sadece şiir yazıyorduk” da diyebilir. Üstelik bu çok ciddi bir şeydir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu nedenlerden ve bütün bu son 20 yılı kesintili ve bu son 8 yılı kesintisiz bir iniş-çıkışla geçen ve Sonat ve Ş gibi dergiler çıkarabildiği, Yenilgi Günlüğü gibi bir dinleti, Uluma gibi sitüasyon bir etkinlik yapabildiği ve ardından 2000 Sonrası Türk Şiirini konuşabildiği için, Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu’nun (eşit) 20. yılını kutluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4877525247002653583-733745196486455214?l=esit-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esit-blog.blogspot.com/feeds/733745196486455214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/09/20-yil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/733745196486455214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4877525247002653583/posts/default/733745196486455214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esit-blog.blogspot.com/2010/09/20-yil.html' title='Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu 20. Yılını Kutluyor'/><author><name>bariscetinkol</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_6FZKsNf5v64/TH6nf4ViKfI/AAAAAAAAABU/9KxosEcpPUQ/s72-c/20.y%C4%B1l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
